Başbakan Ünal Üstel, İsrail-İran savaşı nedeniyle olağanüstü toplanan Bakanlar Kurulu sonrasında yazılı bir açıklama yaptı.
Başbakan Üstel açıklamasında şunları kaydetti:
“İran’a yönelik başlatılan savaş ve müdahaleler, bölgemizdeki güvenlik dengelerini ciddi biçimde etkilemektedir. Savaşların yıkıcı sonuçlar doğurduğu açıktır. Diplomasi kanallarının yeniden devreye girmesi ve bölgemizin daha büyük bir felakete sürüklenmemesi için tüm tarafların sorumlulukla hareket etmesi şarttır.
Bugün Bakanlar Kurulumuzla birlikte gelişmeleri kapsamlı biçimde değerlendirdik.
İran’a yönelik başlatılan savaş ve müdahaleler artık yalnızca iki ülkeyi ilgilendiren sınırlı bir askeri süreç değildir. Çatışmaya doğrudan veya dolaylı şekilde dahil olan altı farklı ülkedeki milyonlarca insan bu süreçten olumsuz etkilenmektedir. Maalesef geniş bir risk alanı oluşmuştur.
Savaşların en ağır bedelini ise her zaman masum siviller ödemektedir. İnsan ölümleri, zorunlu göçler, yerinden edilen aileler ve derin insani dramlar; modern çatışmaların acı gerçeğidir. Tarih göstermiştir ki savaşlardan en fazla etkilenenler silahı elinde tutanlar değil, hayatını sürdürmeye çalışan sıradan insanlardır. Bu nedenle gerilimin daha fazla tırmanması, sadece jeopolitik dengeleri değil, insani vicdanı da yaralayacaktır.
Bu müdahalelerin daha da genişlemesi, Ortadoğu’yu içine çeken bir bölgesel savaşa dönüşme riski taşımaktadır. Böyle bir senaryonun kazananı olmayacaktır.
Bu süreçte, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yürüttüğü diplomatik girişimlerin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Çatışma başlamış olsa da diplomasi tamamen devre dışı değildir. Türkiye’nin sağduyulu ve dengeli yaklaşımı bugün her zamankinden daha değerlidir.
Kıbrıs adası jeopolitik hesaplaşmaların sahası olmamalıdır. Rum yönetiminin insani destek senaryoları haricinde, limanlarını, havaalanlarını veya askeri altyapılarını bu savaşın bir parçası haline getirecek adımlar atması Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de doğrudan risk alanına sokmaktadır. Yıllardır barışın hüküm sürdüğü adamız, sorumsuz tercihler nedeniyle yeniden bir çatışma sahasına dönüşmemelidir.
Bakanlar Kurulumuzda ayrıca modern savaşın dijital boyutunu da değerlendirdik. Mevcut ortamda İran’a karşı yürütülen en temel saldırı biçimlerinden birinin teknolojik savaş olduğu görülmektedir. İnternet altyapılarının hedef alındığı, dijital sistemlerin devre dışı bırakıldığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Modern savaş artık yalnızca sahada değil, dijital altyapılarda da yürütülmektedir.
Dijital egemenlik ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye ile stratejik güvenlik iş birliği projeleri kapsamında yürüttüğümüz dijital altyapı güçlendirme adımlarının ne kadar yerinde olduğu bugün daha net anlaşılmaktadır.
Bakanlar Kurulumuzda savaşın doğurabileceği insani tüm krizler, ekonomik dalgalanmalar ve olası enerji arz risklerini ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. İlgili bakanlıklarımız; savaşın insani ve göç boyutunu, enerji güvenliği, temel tedarik zincirleri ve sosyal destek mekanizmaları konusunda gerekli çalışmaları derhal başlatmıştır. Muhtemel gelişmelere karşı koordinasyon içinde hareket edilmektedir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak, savaşın başladığı andan itibaren tüm ilgili kurumlarımızla süreci yakından takip etmekteyiz. Güvenlik birimlerimiz ve ordumuz risk değerlendirmelerini sürdürmektedir. Her türlü olasılığa karşı gerekli tedbirler alınmıştır. İhtiyaç duyulması halinde en üst düzeyde yeniden toplanarak ilave kararlar almaya hazırız.
Gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısında, savaş bölgelerinde mağduriyet yaşayan vatandaşlarımıza da gerekli desteğin sağlanması hususunda Dışişleri Bakanlığı görevlendirilmiştir. Biz barıştan, istikrardan ve uluslararası hukuktan yanayız. Silahlar susmalı, diplomasi konuşmalıdır.”








